3 Gün Yunanistan kaçamağı 7-10 Temmuz 2017

Öncelikle bazı bilgileri paylaşmak isterim sizinle…

AVRUPA ÜLKELERİNE ARAÇLA ÇIKARKEN GEREKLİ EVRAKLAR

  • Pasaport

Pasaportumuz var ve en az 6 aylık kullanım süresi varsa sıkıntı yok.Ama yoksa sizi yönlendirelim  Pasaport başvurusu için tıklayın.

 

  • Schengen Vizesi

Vize almak için Yunanistan’a çıkacaksanız tabi ki Yunanistan’ı tercih etmelisiniz. Zira  arabayla ilk çıkış noktamız İpsala Sınır Kapısı olacak. Başvurmak için yetkili aracı kurum olan Kosmos Vize Hizmetleri sitesinde, Schengen Vizesi almak için gereken her türlü bilgi yer alıyor. Ama tavsiyemiz Strateji Baran Vize Hizmetlerinden hizmet almanız. İşlerinde acayip profesyoneller.Bizden demesi seçim sizin tabi… (Adresİçerenköy Mahallesi, Karaman Çiftlik Yolu Caddesi Kurucular Sitesi E Blok 32/G D:52, 34752 Ataşehir/İstanbul

Telefon(0216) 575 68 56

Konsolosluğa kendiniz başvurduğunuzda dikkat etmeniz gereken husus, vize istem evrağında bulunan çıkış seçeneklerinden “Araç ile Yolculuk” seçeneğini seçtiğinizde, sizden yapacağınız yolculuğu anlatan yazılı bir argüman istiyor olmaları. Artık kalem gücünüze kalmış ne yapmayı planlıyorsanız onu yazdın evraklarınızda sıkıntı yoksa ve kriterler tutuyorsa sorun yaşamayacağınıza emin olun.

  • Uluslararası Sürücü Ehliyeti

Eskiden işler çok zor ve külfiyetliydi Uluslararası sürücü ehliyetini sadece Turing veriyor ve ilk aldığınızda bir senelik maliyeti şu anki fiyatıyla 374 liraya falan maloluyordu. Artık bu durum yeni chipli ehliyetlerle ortadan tamamen kalktı. Yurtdışına çıkmadan önce mutlaka yeni chipli ehliyetinizi çıkartmalısınız… Chipli ehliyet için buraya tıklayın.

 

  • Uluslararası Trafik Sigortası (Yeşil Sigorta)

Avrupada Allah korusun bir kazaya karışırsanız karşı tarafın tüm masrafını bu sigorta karşılamakta. Şayet bu sigortanız yoksa zaten sınırdan sizi içeri aracınızla almıyorlar. Bu sigortayı herhangi bir sigorta şirketi yaparken , Turing te yapmakta. Yurtdışında geçireceğiniz zamana bağlı olarak 15 günden , 1 yıla kadar alabiliyorsunuz.15 günlük sigorta araba için 52,50 Euro iken , motor için 42 Euro. 1 aylık ise araba için 65,62 Euro iken , motor için 52,50 Euro. Siz bence varsa sigortacınızdan halledersiniz ama ben gene de Turing in sayfasını sizinle paylaşayım… Turing yeşil sigorta için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu evraklar olmazsa olmazlarınız. Bunlara ek olarak aracınızın trafik kazası, çalınma gibi istenmeyen durumlarla karşılaşabileceğinizi göz önüne alarak var olan kaskonuza  “Yurtdışı Teminatı”nı eklemeniz menfaatinizedir. Ayrıca seyahatiniz boyunca yaşanabilecek aksilikleri düşünerek Seyahat Sağlık Sigortasını da düşük maliyetle temin ederek yola çıkmanızı öneririm.

Yukarıdaki bütün evrakları tamamladıktan sonra, artık arabayla Avrupa’da bütün yollar sizindir. Tek yapmanız gereken hız sınırlarına uymanız , Avrupa standartlarında araç kullanmanız , ( Ön ve arka koltuklarda emniyet kemeri uygulaması misal ) ve bolca otoban ücreti için bozuk Euro yanınızda taşımanız…

 

Gelelim hikayemize ve gezi notlarımıza…

 

Bizim kendi çapındaki gezgin ruhumuz hep bir plan program peşinde. İlla bir şeyler üretecek,peşinden bedenlerimizi de sürükleyecek…

Geçmişi değil de son günden başlayayım ben anlatmaya.. Bırakalım nasıl planladık ne yaptık ne ettik…

 

7 Temmuz sabahı Ayça’yı işe yollar yollamaz bende evde son hazırlıklara başladım. Akşamdan Ayça eşyalarını bir köşeye yığmıştı zaten ben de benimkileri valize koyarak ilk işi bitirdim. Sonrasında bagajın içinde dağılmaması gereken malzemeler için büyük bir Family Box içine şişme yatakları , çadırı , uyku tulumunu ve diğer gereksinimleri koyup , arabamızın bagajına istifledim.

Sonrasında attım kendimi dışarı ufak tefek atıştırmalık için alışveriş.

Burada mutlaka alış veriş listenizde olması gereken birkaç öneride bulunacağım.

Birinci sırada ufak pet şişe su var… Malumunuz neredeyse 4,1 ile çarpıldığı için bir ufak pet şişe su 0,5 Euro olduğunu varsaydığınızda 2 TL ye gelir ki ufak bir şişe su için YUHHHH dedirtecek bir rakam.

İkinci sırada çerez olmalı fındık , fıstık , ceviz , kraker , bisküvi gibi şeyler. Bunların da bazıları ciddi para Yunanistan da…

 

Üçüncü sırada varsa şayet aracınızda ufak ta olsa buzdolabınız yanınıza mutlaka Malkara dan geçerken peynir , çarşı pazardan zeytin ve kan şekerinizi dengelesin diye küçük bir reçel yada bal alıp atın buzdolabınıza. ( Özellikle bizim gibi kamp kuracaksanız gittiğiniz yerlerde kahvaltı için ideal olacaktır )

 

Yaww sırtınızda taşımayacaksınız ya atın bagaja bolca su , atıştırmalık ve kahvaltılık vah – tüh demeden harcamalarınızı azaltın keyifle damak tadınıza uygun yolculuk yapın…

 

Neyse…

 

Alışverişti hazırlıklardı bitti. Kadim dostumuz Abdulmecit arabasıyla atladı geldi bizim siteye. Arabasını misafir araç parkına bırakıp , onun da eşyalarını attık bagaja…

Aradan 20 dakika geçmeden Ayça geldi işten , eve çıkmasıyla inmesi neredeyse bir oldu diyebilirim ki elinde 3 cup kahveyle geldi.

Biraz ayak sürtelim dedik trafik sakinlesin diye ve saat 21:09 da ( Bunu Google Zaman Çizelgesi söylüyor ) kontağı çevirdik.

Diğer dostumuz İsmail’i Sarıyer’den alacaktık ki zaten konum yolladı ve 2.köprüden hop yanına varıverdik. Varış saatimizi bile gösteriyor şu Google Zaman Çizegesi vay arkadaş… 21:53

 

Onun da eşyalarını bagaja koyarak ve bizim için çok değerli ailesiyle vedalaşarak rotamızı İpsala sınır kapısına çevirdik. İpsala’ya kadar kaptanımız Ayça’ydı. Ama tatilcilerin haftasonu yoğunluğu bizi Esenyurt’a kadar alternatif yolları denetse de İpsala sınır kapısında gece karşı saat 02:40 ta olabildik.

 

Pasaportları memura vermeden önce bankoların arkasındaki binadan Yurtdışı Çıkış Harç Pullarımızı 15 er TL karşılığı alıp araç üzerime olduğu için direksiyona ben geçtim . Pasaportlar , araç ruhsatı , yeşil sigorta ve uluslararası geçerli ehliyetimi verdik.

 

Herkes araçta otururken oluyor bu işlemler …

Memur ;”Camları açın” dediğinde sol tarafın arka camını açtı İsmail. Oturduğu yerden kafayı uzatıp görebildiği kadarıyla inceledi aracın içini ve çıkış damgalarını vurarak “İyi yolculuklar” dedi.

Bankoyu geçince freeshop a daldık ama pek bir şey almadık.2 çikolata o kadar.

 

Sonra gene yola devam ettiğimizde bir banko daha geldi önümüze.

Memur “ilk kez mi çıkıyorsunuz bu araçla” diye sordu “evet” dedim , o da iyi yolculuklar diledi ki arabada herkes çok şaşkın…

Ayça tutamadı kendini daha 2. Memurun yanında ;

“Ben bunları şikayet ederim. İnsan kaçırsak umurlarında değil” diye hayıflanmaya başladı.

Gerçekten de hiçbir arama denetleme olmaksızın “hadi ne haliniz varsa görün” dercesinde bizi sınırdan Yunanistan’a yolcu ettiler…

Yaklaşık 2 km lik ara koridordan ve Meriç nehri üzerinden Yunan hattına geçtik.

Önümüzde birkaç Türk otobüsü varken bizi hemen soldaki ufak araç girişine aldılar ve hiç beklemeden buradan da kontrol dahi edilmeden pasaportlarımıza damga vurularak gönderildik…

 

İçimizde bir rahatlama başladık Yunan tabelalarının izinde yol almaya...

Biraz yol aldıktan sonra dedik dinlenelim , az da olsa uyuyalım .Çok sık yol kenarlarında yapılmış işlemesiz WC si bulunan ama WC sinde taharet musluğu bulunmayan dinlenme alanları var ki biz de burada yarım saat – kırk beş dakika uyuduk. İlginç tir o kadar uyku yetti bize be baya bir kendimize geldik.

İstikametimiz daha önce tur düzenlediğimiz İskeçe Festivalinde uğradığımız Porto Lagos bölgesi ( belki bir kahvaltıcı buluruz düşüncesi ile ) ve Aziz Nikolas ( St.Nicholas ) kilisesiydi.

Ama saat henüz 06:30 civarı olduğu için ne Porto Lagos ta açık bir yer bulduk , ne de kilise açıktı…

Biz de fazla zaman kaybetmeden İskeçe’ye (xanthi) ulaşalım dedik.

Saat tam 07:00 da İskeçe’de börekçideydik. Tavsiye ederim muhteşem börekler yapıyorlar.Biz peynirli börek yedik ( ki dönüşte de uğradık o kadar güzel yani ) enfesti…

Adını anımsamasam da yeri çok kolay İskeçe’ye girer girmez şehirlerarası otobüs terminalinin hemen karşısında cadde üzerinde. 5 Porsiyon börek ( ekstra 1 porsiyon daha istedik ve paylaştık ) 4 çay bedava su ( Yemek için her nereye giderseniz gidin hemen masaya su ikramı yapılıyor ) 18 Euro ödedik…

Karnımızı tıka basa doyurduktan sonra Kavala’yı transit geçerek Plaka’daki kamp alanına yetişmeye çalışıyorduk ki yolda Lidl Market’i gördük ve hemen daldık içeri.

Ufak tefek alışveriş yaptıktan sonra ( bolca meyve stokladık ) yola gene devam ettik.

Selanik’i de ( Thessaloniki ) pas geçerek ki geçen gurup getirdiğimde bolca gezmiştik zaten Plaka ya saat 16:00 da vardık.

Plaka’da çok güzel Avrupa standartlarında herşeyin elinizin altında olduğu denize sıfır , içinde restoranların , barların , sıcak su bulunan duşların , tertemiz WC lerin bulunduğu karavan kamp , bungalow ve çadır kampın olduğu Olympos beach camping diye bir tesis var. Kamp alanını merak edenler buraya tıklayabilir.

3 Çadır – 4 kişi – 1 Araba biz 46 Euro ödedik. Gayet makul bir rakkam ki dediğim gibi herşey mevcut içerde… Bu ücretin içine elektrik tedariği sıcak duş  ta dahil…

Üstümüzü değiştirip hemen kumsala gittik hizmet mükemmel öyle şezlong güneşlik parası falan hak getire… Garsonlar fıldır fıldır valla tepemizde ve hepsinin yüzü güleç… Fiyatlar kesinlikle ekstra beach fiyatı değil aynı dışardaki fiyatlar…

Şezlonglarda yorgunluktan sızmışız. Uyandığımızda hala güneş vardı… Buz gibi frappe siparişi verdik içtik ve güzel güzel fotoğraflar çektik , çekildik… Daha sonra epey bir açlık hissettik tabi ve  dört kafadar deniz kıyısındaki restoranda kalamar – ahtapot ve balıkla buzzzz gibi biralarımızı yudumlayarak derin sohbetlere daldık.

Bu arada Kalamar – Ahtapot – Greek salat ( Yunan salatası ) ve bira 16 Euro ödedik. Çipuraları söylemiyorum o biraz tuzlu geldi bizim çocuklara . Ama dediklerine göre şimdiye kadar yedikleri en güzel balıkmış.Hadi söyleyeyim tanesine 22 Euro verdiler…

 

Gece geç saatlere kadar oturduktan ve sohbet ettikten sonra çadırlarımıza çekildik. Çok rahat bir geceydi ve mışıl mışıl uyumuşuz. ( Tavsiye ederim arabayla giderseniz ve çadır kamp yapacaksanız mutlaka yanınıza şişme yatak alın çok konforlu uyuyorsunuz )

Sabah gene en erkenci bendim… Saat 05:30 civarı uyandım ve attım kendimi çadırdan dışarı. Gün batımı muhteşem olur diye düşündüm ve gerçekten de öyle oldu. Günü doğurmak için Beach Barların oraya gittiğimde daha henüz dağılan gençler sallana sallana bungalow yada karavan belki de çadırlarına dağılıyorlardı.

Çok az bekledim ve güneş yüzünü gösterdi Muhteşem bir doğuma daha şahit oluyordum. Nemruttaki gibi olmasa da gene de çok güzeldi…

Kısa bir zaman sonra çadırların yanına gittim ve bagajdan masayı sandalyeleri ve kahvaltılıkları çıkartarak kahvaltı sofrasını hazırlıyordum ki herkes teker teker uyandı.

Yaptık kahvaltımızı aldık duşlarımızı ve koyulduk gene yola.

Bu sefer hedefimiz Meteora…

Plaka dan çıktıktan bir müddet sonra otoban üzerlerinde AutoGrill adı altında hem benzinlik hem de gayet güzel kahve içip yemek yiyeceğiniz alış veriş yapacağınız tesisler var. Yararlanın dinlenin gece yolculuk yapacaksanız buralarda kısa kestirmeler yaparak uykunuzu alın derim. Gayet güvenli yerler.

Depomuz azalmış , bitmek üzereydi ki mazotu buradan aldık. 50.02 Euro ya depoyu fulledik. Burada da zaten 235 liraya fulleniyordu. Aynı neredeyse.

Otobandan yola devam ettik. Otoban dediğime bakmayın bizim duble yollar valla bunların otobanını döver… Her 50 yada 100 km de bir en az 2,20 Euro geçiş ücretini kesiyorlar. Yunanistan’a girip , Meteora’ya kadar gidip , Yunanistan’dan çıkana kadar 35 Euroya yakın otoban parası ödedik.

3 saate yakın bir yolculuk sonrası fazla hız yapmadan Meteora’ya ulaştık.

 

Tek kelime ile muhteşem… Bizim Sümela manastırı da neymiş adamlar zamanında yapmış valla…

Yer hareketlerinden ve lavların mucizevi akışlarından oluşmuş dev kayaların üzerine yapılmış dünyadan uzak yaşamayı tercih eden ortodoks keşişlerin yaşadıkları manastırlar.

Arabayı park ettik yol üzeri bir yere yürüdük , bilmem kaç yüz basamak indik , çıktık enfes manzaralar eşliğinde hep anlatılan o şaheser yapıları gezdik.

Bir şey diyeyim mi ?  Yunanistan’a gelip te Meteora’yı gezmeden dönüyorsanız Yunanistan’ı ziyaret etmiş sayılmazsınız… Boş verin denizi ,  kalamarı , ahtapotu ouzoyu…

Sıcak tam tepedeyken gezdik Meteora’yı ve dönüş yoluna geçtik.

 

Dönüşümüz dağ yolundan oldu ama daha öncesinde dedik bir yerde serinleyelim dondurma yiyelim… Meteora’nın bağlı olduğu Kalabaka kasabasında bir dondurmacı bulduk buz gibi çok lezzetli dondurmalarından yedik. Tam çıkıyorduk ki İsmail’e bağırdı adam. 2 tane su hediye etti şaşırdık Teşekkür ettik ve yola çıktık.

Dağ yolundan uzun bir yolculuk sonrası 18:45 te Kavala’ya çok yakın bir noktada gen muhteşem bir Camping olan Batis Beach Camping’e ulaştık.

Burada da gene 3 Çadır – 4 Kişi – 1 Araç için 40 Euro verdik.

Burası da muhteşem bir kamp alanı deniz enfes , içinde havuzundan tutun da aklınıza gelecek ne varsa hepsi mevcut.

Deniz sonrası duşlarımızı aldık ve hadi dedik gidelim Kavala’ya.

Kavala’ya vardığımızda daha önce gezdiğimiz yerlerden geçerek yemek yiyeceğimiz bir yer aradık.

Nasıl oldu bilmem ama sahilde yürürken limanın bitim noktasında Erihro caddesine paralel turların uğrak yeri olan Orea Mitilini diye bir yerde bulduk kendimizi. Şakır şakır Türkçe konuşmalarından belliydi halleri aslında nasıl uyanamadık…Yıllardır Yunan adalarına ve Yunanistan’a giderim böyle kötü kalamar , ahtapot yememişimdir. Asla tavsiye etmem.

Burada öyle yada böyle yedik yemeğimizi çıktık sokaklara bir dondurmacı bulduk daldık ağzımızı tatlandırdık ve kısa bir yürüyüş sonrası arabamızın yanına gelip , kamp alanımıza döndük.

Yorulmuşuz herkes çekildi çadırlarına uyuduk.

Sabah kalkıp hemen yola koyulduk. Aklımızda İskeçe’deki börekçi var tabi. Yok da kısa bir çırpıda börekçide bulduk kendimizi.

Sahibi bizi görünce hemen tanısı. Kısa bir şakalaşma geldi börekler yedik çayları içtik gene yola koyulduk…

Otobana gene paraları saça saça Gümülcine’ye ( Komotini ) ulaştık. Adeta Türk köyü. Herkes Türkçe konuşuyor… Arabayı park edecek güzel bir yer bulduk ve gene sokak sokak gezmeye başladık. Gümülcine kılıç anıtı ( iroon anıtı ) önünde bir sürü farklı pozlama denedik Çok eğlendik ve çınar altında bir cafede oturup kahvelerimizi içip yola gene devam ettik.

Saat 14:00 te Yunanistan gümrüğündeydik gene ne arama ne sorma hoppp kaşeyi vurup “geç” dediler. Bizde geçtik ara bölgeyi geçerken nöbetçi askerler el salladık ve bizim sınır noktasına geldik. Kısa bir sıra vardı ve 15 dakikada sıra bize geldi.Evrakları verdik “hoşgeldiniz” dediler “sola çek” dediler çektik sola bir memur geldi arabanın içine bakmadan bagajı açtırdı el yordamı bir iki uzandı “geçin” dediler hepsi bu Vallaha da billaha da bu… Ülkeye giriş yaptık. Geldiğimiz yoldan İstanbul’a girdik , önce İsmaili bıraktık , sonra eve geçip Abdulmecit’i arabasına bıraktık ve 3 günlük macera çok güzel anılarla saat 20:40 ta son buldu…

Bu seyahatimizde toplam tüm masraflar dahil kişi başı 600 liraya maloldu.

3 Depo benzin harcandı , 2.500 km yol yapıldı , 2 gece konaklandı ve yemeden içmeden hiç kısılmadı :)

Bir sonraki programladığımız gezimiz İtalya olacak . Kurban bayramında gene arabamızla 10 gün gitmeyi planlıyoruz Umarım gideriz ve orayı da kaleme alabilirim...

Ercan Emir

İŞTE GÜZERGAHIMIZ

 

Gezi Katılım Bedeli: 0.00TL

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Mobil Uygulamalarımız

download from google play ile ilgili görsel sonucu

download from app store icon ile ilgili görsel sonucu

Bize Ulaşın

 Caferağa Mahallesi Fırıldak Sokak No:7/1, 34710

 0532 277 9929

 iBu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 /gezentiler

 /gezentilerdso

 /gezentiler